Yankılı bir odada çalan bir nefesli çalgı, kendini olduğundan iyi duyar. Bu, kısa vadede motive edici, uzun vadede yanıltıcıdır.
Yankı iki şey yapar. Sesi uzatır ve notalar arasındaki boşlukları doldurur. Boşluklar dolduğunda, iki nota arasındaki geçişin ne kadar temiz olduğu duyulmaz olur. Aynı şekilde, bir notanın başlangıcındaki dil vuruşu ve sonundaki bitiş de yankının içinde kaybolur. Yani yankı, tam olarak çalışmanız gereken şeyleri örter.
Bu yüzden nefesli çalgı etüdünün büyük kısmı, akustik olarak kontrollü — yani nispeten kuru — bir odada yapılmalıdır. Giriş Kat A ve B odaları bu iş için düşünülmüştür: piyano ve nefesli, yaylı, telli çalgılar için etüt ve prova alanları. Kuru bir odada duyduğunuz ses, size çalgının gerçekte ne yaptığını söyler. Başlangıçta hoş gelmeyebilir; hoş gelmemesi, bilgi verdiği anlamına gelir.
Yankının işe yaradığı yerler de var. Uzun nefes çalışmalarında, ton çalışmasında ve cümlelemede, yankılı bir ortam ses üretiminin sürekliliğini duymayı kolaylaştırır. Ayrıca performansa hazırlık aşamasında, konser salonuna benzer bir akustikte çalmak, cümle sonlarının ne kadar süreceğini ayarlamak için gereklidir.
Pratik bir düzen şudur: haftanın büyük kısmı kuru odada teknik çalışma, haftada bir kez daha canlı bir ortamda repertuvar çalışması. İkisi arasındaki fark, çalgı üzerinde nasıl davranmanız gerektiğini öğretir — aynı pasaj iki ortamda farklı hızda ve farklı vurguyla çalınır.
Bir başka nokta entonasyondur. Nefesli çalgıda entonasyon, oda sıcaklığına doğrudan bağlıdır. Soğuk bir odada ısınmadan çalınan ilk on dakika, gerçek entonasyonunuzu göstermez. Bu yüzden akort, çalgı ısındıktan sonra yapılır ve bu, oda değişikliklerinde her seferinde tekrarlanır.
Son olarak: kendi kaydınızı almak, oda seçiminden bağımsız olarak en dürüst geri bildirimdir. Telefonla odanın karşısından alınmış bir kayıt bile, kulağınızın çalgıya yakınlığından kaynaklanan yanılsamayı ortadan kaldırır.