Bir davul seti ve bir perküsyon takımı aynı odada çaldığında ortaya çıkan ilk his, doluluktur. İkinci his, yaklaşık on dakika sonra gelir: hiçbir şey duyulmuyor.
Bunun nedeni basit. Davul seti zaten eksiksiz bir ritim bölümüdür; kick, trampet, hi-hat ve zillerle tüm frekans aralığını kaplar. Perküsyon eklendiğinde aynı aralığa ikinci bir katman biner. Sonuç, daha zengin değil daha bulanık bir dokudur.
Çözüm, alan bırakmaktır ve bunu genellikle davulcu yapar. En yaygın uygulama, hi-hat'i sadeleştirmektir: sürekli sekizlik çalmak yerine dörtlük çalmak ya da hi-hat yerine ride'ın kenarına geçmek. Böylece yüksek frekans aralığı boşalır ve shaker, tef, zil gibi çalgılar duyulur hâle gelir. Aynı şekilde, tom dolgularının seyrekleşmesi congaların ve djembenin alanını açar.
Perküsyoncunun bırakması gereken şey ise kicktir. Djembenin kalın bas vuruşu ve conga'nın tumbası, kickle aynı bölgede çalışır. Bu bölgede iki çalgı üst üste bindiğinde ne davul ne perküsyon duyulur; sadece uğultu duyulur. Perküsyoncunun kalın vuruşlarını kickin boşluklarına yerleştirmesi, iki bölümün birbirini tamamlamasını sağlar.
Beyaz Oda bu çalışmayı yapmak için özel olarak elverişli, çünkü Ludwig Accent Custom seti ve geniş perküsyon envanteri aynı odada duruyor. İki kişi karşılıklı oturup önce ayrı ayrı, sonra birlikte çalarak alan paylaşımını doğrudan duyabilir.
Bir başka yöntem de sırayla çalmaktır. Şarkının bir bölümünde davul çalar, perküsyon susar; diğerinde tersi. Bu, kalabalık bir düzenlemede ritim bölümüne nefes aldırır ve dinleyici için de daha okunur bir yapı kurar. Pek çok kayıtta duyduğumuz "dolu" ritim bölümü, aslında sırayla çalınmış iki katmandır.
Son olarak tempo. İki ritimci bir arada çaldığında biri diğerini takip eder ve genellikle ikisi de karşısındakinin kendisini takip ettiğini sanır. Nabzı kimin tuttuğuna baştan karar vermek, tempo kaymalarının çoğunu ortadan kaldırır.