Beyaz Oda'nın kapısını açtığınızda gördüğünüz ilk şey, düzenli bir çalgı sırası değil; bir topluluktur. İki Meinl conga seti, bir djembe, bir timbal seti, iki bongo, dört darbuka, iki bendir, bir erbane, iki asma davul ve adı olmayan bir yığın küçük alet.
Bu odanın mantığı, davul odalarından farklıdır. Davul odasında merkez tektir; burada merkez, o gün kim geldiyse ona göre kurulur. Bir hafta konga ve bongo öne çıkar, ertesi hafta darbuka ve bendir. Odanın kendisi de buna göre esnek: Marshall MG100 DFX ve MG250 DFX gitar amfileri, Fender Bassman combo ve Mesa Boogie WalkAbout bas amfisi, Behringer PMP1000 power mixer ve iki Wharfedale Pro pasif monitörle birlikte, perküsyonun yanına melodik enstrümanların girmesine izin verir.
Odada ayrıca tam bir davul seti var: Ludwig Accent Custom, Sabian hi-hat, X-Rubbish crash ve İstanbul Mehmet ride ile. Bu, Beyaz Oda'yı yalnızca bir perküsyon atölyesi değil, davul ve perküsyonun aynı anda çalışabildiği nadir bir alan yapar.
En çok aranan alete gelince: shaker. Küçük, hafif, kolay taşınır ve her seferinde kaybolur. Bunun bir nedeni var. Shaker, bir kayıtta ya da provada eklendiğinde parçanın nabzını hemen okunur kılar; herkes onu ister. Aynı işlevi tef, kabak ya da elle vurulan bir cajón kenarı da görür, ama shaker en hızlısıdır.
Envanterin okunmasında bir incelik var: aletlerin sayısı kadar, kombinasyonları da önemli. İki konga seti, iki ayrı kişinin karşılıklı çalması demektir ve bu, tek kişilik çalışmadan tamamen farklı bir egzersizdir. Dört darbuka, bir darbuka topluluğunun kurulabileceği anlamına gelir. İki asma davul, çift davullu bir düzenin denenebileceğini gösterir.
Odayı ilk kez kullanacaklara önerilen sıra şudur: önce elinize en yakın olanı alın, beş dakika çalın, sonra bırakın ve başka birini alın. Perküsyonda çalgı seçimi, teknikten önce gelir ve el bunu kulaktan önce bilir.