Kayıt sırasında en çok tartışılan konu mikrofonlar sanılır. Oysa performansı en doğrudan etkileyen şey, çalan kişinin kulaklığında ne duyduğudur.
Kulaklık mix'i, ana mix değildir. Ana mix dinleyici içindir; kulaklık mix'i, çalan kişinin doğru çalabilmesi içindir. Bu ikisi çoğu zaman birbirinin tersidir. Bir davulcu, kendi kickini ve hi-hat'ini net duyduğunda daha oturaklı çalar; oysa nihai mix'te hi-hat çok daha geride olacaktır. Bir basçı, davulun kickini kendi basından daha yüksek duyduğunda daha sıkı bir zaman tutar.
Kayıt & Mix odasındaki dört adet Behringer HPS3000 kulaklık, bu ayrımı mümkün kılar: aynı anda dört kişi, kendi ihtiyacına göre ayarlanmış bir dinlemeyle çalabilir. Presonus StudioLive 16.4.2 üzerinden aux gönderileriyle her kulaklığa farklı bir karışım verilebilir.
Pratik kurallar var. Birincisi: metronom, herkesin kulaklığında aynı seviyede olmamalıdır. Davulcunun metronomu net duyması gerekir; vokalistin metronomu ise mümkün olduğunca geride olmalıdır, çünkü metronom vokalin ifade özgürlüğünü kısıtlar.
İkincisi: vokalist kendi sesini fazla yüksek duyduğunda daha az iter ve tonu zayıflar; fazla düşük duyduğunda ise zorlar ve entonasyonu kayar. Doğru nokta, kendi sesini rahatça duyduğu ama bastırmadığı yerdir ve bu nokta her şarkıda değişir.
Üçüncüsü: kulaklık seviyesi düşük olmalıdır. Yüksek kulaklık seviyesi, kaydın ilk yarısında iyi hissettirir ve ikinci yarısında yorgunluk yaratır. Ayrıca kulaklıktan sızan ses, hassas mikrofonlar tarafından — özellikle Shure KSM32 gibi kondenser mikrofonlarla — kaydedilebilir.
Dördüncüsü: reverb. Vokalistin kulaklığında bir miktar reverb olması, performansı belirgin biçimde iyileştirir. Bu reverb kaydedilmez; sadece kulaklığa verilir. Kuru bir vokal dinlemek, çoğu şarkıcıyı geri çeker. Odadaki Boss RV70, Alesis ve Yamaha SBX2000 gibi birimler bu iş için kullanılabilir.
Son olarak: kulaklık mix'ini ayarlamak zaman alır ve bu zaman kayıp değil yatırımdır. On dakika ayar, iki saat daha iyi performans getirir.